11:59 God joined 11:59 bob Hi God 11:59 God Hi! 11:59 bob Busy day? 11:59 bob Any miracles? 11:59 God Yeah, very busy.
Ne zamandır yazıcam unutuyorum, ofisten bir diyalog:
- Çocuk bornozu gelmiş.
+ -diğer odadan- Ne gelmiş, ne gelmiş?
- Çok bornozu?
+ HEMEN GERİ GÖNDER!
- Niye?
+ E çocuk pornosuyla ne işimiz var?!
Uzun süre bu olayın etkisinde kaldık. Hala kısa aralıklarla mavi ekran verenlerimiz var.
Senelerce merak edildi Coca Cola’nın formülü. İnsanlar kola istiyorum dediklerinde akıllarına ne pepsi, ne cola turka, ne rc nede le’cola akla gelir. Bütün rakipleri arasında damakta en fazla iz bırakarak zihinlere ve alışveriş listesinin başına yerleşmişti Coca Cola. Özellikle gençler arasında popülaritesini kaybedeceğine hiç ihtimal vermiyorum. Senelerce daha marketlerin buzdolaplarının en ön raflarını ona ayırdılar.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Pire berber iken, deve tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken ve bugüne kadarki en korkunç süper kahraman hikayesinin girişini yapmışken, karlı bir İstanbul akşamında esir halde bir evde kapalı tutulan Turna hanımın bu yalnızlığını paylaşan tek canlı: düzenli olarak yem verdiği kargası Karakanat’tı. Karakanat ile birlikte düşen kar tanelerini hüzünle izliyorlardı.
Yazının devamını okumak için tıklayın »
Lenin‘den:
(…) Din, bütün yaşamı boyunca çalışan ve yokluk çekenlere, bu dünyada azla yetinmeyi, kısmete boyun eğmeyi, sabırlı olmayı ve öteki dünyada bir cennet umudunu sürdürmeyi öğretir. Oysa yine din, başkalarının emeğinin sırtından geçinenlere bu dünyada hayırseverlik yapmayı öğreterek, sömürücü varlıklarının ceremesini pek ucuza ödemek kolaylığını gösterir ve cenette de rahat yaşamaları için ehven fiyatlı bilet satmaya bakar. Böylelikle din, halkı uyutmak için afyon niteliğindedir. Din, sermaye kölelerinin insancıl düşlerini, insana daha yaraşan bir yaşam isteklerini içinde boğdukları bir çeşit ruhsal içkidir. (…)
Son 2 hafta boyunca liseden sonra ilk defa McLaren haricindeki bir şeyi gördüğümde midemde kelebekler uçuştu, elimi ayağımı nereye koyacağımı şaşırdım, merdivenden inemedim hatta. Aşk diyoruz sanırım bu belirtilere sebep olan şeye. Bu sefer etkisinden kurtulmam 6 yıl sürmedi, hatta başlamadan bitti ama her şeye rağmen o moral bozukluğunu ve depresifliği yeniden hissetmek bile güzel şeymiş be. Hele o sabahları büyük bir hevesle yataktan kalkış var ya…
Geçen akşam ofiste içip dünyayı kurtarırken konu dönüp dolaşıp Kızılderililere, oradan da Kızılderili Astrolojisi’ne kadar geldi. Alkolün de verdiği yavşaklıkla, kazık kadar adamlar bilgisayar başına geçip hangi burç olduğumuza ve anlamlarına baktık. Burç muhabbetlerine ayar olan biz, liseli kızlar gibi Kızılderili burcu muhabbeti yapıyoruz şimdi. Sonumuz hayrola. Hürriyet bozdu beni.
The X-Files hayranlarına yabancı gelmeyecektir Deep Throat karakteri. Genel amacı yavşaklık olsa da pek boş konuşmayan bir adamdı. En önemli ve son kelimeleri, “Trust no one” idi, en azından benim için.
İlk bakışta arabesk gelse de hiç de haksız değil abimiz. İnsanlar, gardını düşürdüğün anda zaman kaybetmeden bel altından vurmaya başlarlar. Hatta çoğu bunu istemsizce yapar. İnsanoğlunun doğasında var çünkü bu.
Ara ara “lan acaba çok mu abartıyorum?” dediğim anda, uykusunda bekleyen o döngü tekrar aktif hale geçip, kaçınılmaz sona doğru yuvarlamaya başlıyor beni. Sona geldiğimde de genelde kendime kızıp, aynı hatayı tekrar yapmamak için söz veriyorum, bir sonraki döngünün başlangıcına kadar.
Murathan Mungan yazmış.
Sonsuza dek süren
Bilardo ve bilardo ve bilardolarını oynayan
Milyarlarca ve milyarlarca ve milyarlarca
Parçacığın popüler adı olmalı, Doğa.Piet Hein
(River Out of Eden, Richard Dawkins)